26 Eylül 2013 Perşembe

Okumalardan Seçkiler -1-


Thomas Bernhard, ayna karşısına her geçtiğinde usturayı tenine daha da yakın tutanlardan. Beton aslında, 98 sayfa ve tek paragraftan oluşan, kocaman bir tuğladır, kapağını kapattığınızda elinizde tuttuğunuz.
Diğerlerini dışarıda kendini içeride bırakmanın romanıdır. Ve içeride olup bitenlerin…
  
Bernhard, o delici üslubuyla, hep yaptığı gibi, dışarıdakilere saldırırken içeriden kendine de saldırır. Kalıplara oturmayı reddederken, bu reddedişi de sorgulayarak sürdürür anlatısını.

“Ben hep tamamen yalnız kalarak, herhangi bir insan olmadan, zihinsel çalışmamı sürdürürüm sanıyordum, bunun yanılgı olduğu ortaya çıktı, ama gerçekten de birine gereksinimimiz olduğu da yanılgıydı, bu iş için bir insana gereksinimimiz var ve gereksinimimiz yok, ve bazen gereksinimimiz oluyor ve bazen de olmuyor ve bazen oluyor bazen olmuyor aynı zamanda, bu gerçeklerin en saçması şimdi, bu gün kafama dank etti; birine gereksinimimiz var mı yok mu ve hiçbir zaman gerçekte neye gereksinimimiz olduğunu asla bilemediğimiz için mutsuzuzdur ve dolayısıyla istediğimiz ve bize görünen anda zihinsel bir çalışmaya başlayamayız.”

Bitirdiğinizde yüzünüze inen bir tokattır, Beton.

Ve gücünü kesinlikle buradan alıyor.