28 Ağustos 2012 Salı

Respects Foucault !


İnsan zihni sınırlılığı içinde, büyük ışığın bir kıvılcımı olmaktan çok, karanlığın bir parçasıdır. Görünüşün kısmi ve geçici gerçeği onun sınırlı zekasına açık değildir. Deliliği yalnızca şey'lerin tersini, onların gecesel yanını, gerçeklerinin dolaysız çelişkisini keşfedebilmektir. İnsan tanrıya kadar yükselerek yalnızca kendini aşmamalı, aynı zamanda kendini, esas yapısı olan zayıflığından tamamen kurtarmalı, dünyevi şeyler ile bunların tanrısal özleri arasındaki çelişkiye bir solukta egemen olmalıdır. Çünkü gerçeğin görünüş içinde ortaya çıkan kısmı onun yansıması değil de acımasız bir çelişkidir. Sébastien Franck " her şeyin iki çehresi vardır, çünkü tanrı dünyayla çelişmeye, görünüşü ona bırakarak şey'lerin özünü ve gerçeğini kendine almaya karar vermiştir. işte bu nedenden ötürü her şey dünyada gözüktüğünün zıddıdır. Tersine dönmüş bir  " Siléne " demektir.

Frank' ın istedikleri, bu büyük dönüşümden önce, görünüşün ona kendi düzeyinde hükmeden binlerce küçük dönüşüm tarafından durdurulduğunu bilmektir; tersine döndürülmüş siléne, tanrının bizden çekip aldığı gerçeğin simgesi değildir; o çok daha fazlası ve çok daha azıdır.
Bizzat şey'lerin yer hizasındaki simgesi, gerçeğin tek ve doğru yolunu bizden belki de ebediyen gizleyen zıtların şu yansımasıdır. Her şey iki cephe gösterir. 

Dış cephe ölümü gösterir; içe bakınız burada hayat vardır veya tersine..

gerçekten deli miydi? Dünyanın tersine döndüğü ve canınıza neden kastedildiğini sormanın delilik sayıldığı bir devirde, insanın deli muamelesi görmesinin çok kolay olduğu apaçık. Tabi yine de tutturabilmek gerek, ancak maksat büyük katliamdan kurtulmak olunca, kimi beyinlerde düş gücü feci şekilde gayrete geliyordu.
o zamanlar da yaşam kolay değildi elbette ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder