6 Aralık 2010 Pazartesi

Bundan sonra bana ilk dokunanın...

Bazılarının gereğinden fazlasını, bazılarının da hiç bir şeyi görmesi... Her şey, bir düzeni kurmakla bir şey için bir başka şeyi boş geçmekle başlar; bir şeyi bir yere ya da başka bir yere koymakla, saklamak ya da atmakla yanında götürmekle ya da bırakıp gitmekle .

Bu düzen anı. Kimse sana vermez, sen almalısın!

Müzik çok tehlikelidir, deşer insanın içini, delikler açar. Öyle bir yara yapar ki en derinlerde saklanan şeyler dışarı sızabilir. Dışarıdaki yumuşak şey de içeri girebilir. Kişiyi savunmasız hale getirir, açık, ıslak. 

Sonra kurbanlarını yediler...

İç parçalayıcı bir tutku, derler, bir şeyin tadının alınması. Lezzetli derler, güzel, ama o zaman demek istedikleri şey başkadır, daha fazladır. Ayrı bir dünyadaki güzelliktir.
 Suç ortakları, suç düşmanları hepsi o büyük suçun içinde. Kimse suçsuz değil. Yaşıyor olmak, suç ortağı olmak demektir. Var olmak, var olmanın nasıl olduğunu bilmektir. Yandaki koltuktaki ceset, yalnız yaşamaktan kurtulmanın bedelidir; yalnız oturacağına yanında o olarak oturmanın.
Yalnız olmamak için ne olursa, onun pahasına.
You'r all mine.
Ya elini ver, ya da onu kesip alayım.
Dudaklarını.
Sahip olmak için herşey yapılır, alıkoymak, yanında tutmak için. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder