Kaygı olmayan için duyulan huzursuzluktur. Kaygılanmaya değer hiç bir şey yoktur. Meydana gelecek herşey, zaten meydana gelmiştir.
En kötüsü ve daha kötü olanı, kaygılanmaya asla gerek kalmamasıdır. İnsanın kaygı duyduğu şey, asla meydana gelen değildir; hep başka bir şeydir.
Eğer kaygısını duyacağım bir şey yoksa neden böylesine kaygılıyım?
Herkes kendi kendisiyle konuşuyor sokaklarda; ortalıkta bir sözcük, yalnızlık ve dil karmaşasıdır gidiyor.
Ölü dil ve canlısı; sessizce ya da seslisi.
Herkes kendi kendisiyle konuşuyor. Başka kiminle konuşacaktı ki? Kişi başkasıyla konuşamaz, karşılıklı konuşamaz. Birbirleriyle konuştuklarını sananlar vardır. Olamaz öyle şey.
Evlerin çatılarının üzerinde kopan o büyük haykırış.
Hep orada, havada kalan.
Herkes haykırıyor, ama herkes bilmiyor; bunu hiç değilse henüz.
Herkes kendi başına yapıyor bunu, benim gibi. Ben kendime konuşuyorum. Ne kadar sessizce yapıyor olursam da.
Kiminle konuşacaktım ki kendimden başka?
Zehirli suyunu içip, çürük havasını ciğerlerine dolduranla mı ?
Neye yarar ki? Yapayalnız bir ses?
Bütün bu bokluklara sırt çevirmeli aslında. Bir sırt oluşturmalı. Bir kaya.
Despair, böylesine güzel bir sözcük böyle berbat bir duygu için.
Türkçesi neydi?
tüysüz?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder